İsveçli arkeologlar, şu ana kadarki en eski mezarlığı keşfetti

1 / 4
İsveç'in Linköping şehrinin kuzeyindeki Vreta manastırının karşısındaki arazide binli yıllara ışık tutacak en eski mezarlıklardan biri bulundu.

Binlerce yıllık iskeletlerle eşsiz bir mezarlık bulundu.

Arkeolog ve proje yöneticisi Rikard Hedvall, iskeletlerin 180 - 190 santimetre uzunluğunda olduğunu söylüyor.

Kazıcılar, Linköping'in kuzeyindeki Vreta manastırının karşısındaki ekilebilir arazide hayvan kemikleri bulduklarına inanıyorlardı. Arkeologlar bunu hemen reddettiler ama şaşırdılar. Burada bilinen bir mezarlık yoktu. Bu nedenle, 18. yüzyıldan kalma bir veba mezarlığı olup olmayacağını tahmin ettiler.

Uzman ekibin içinde yer alan kemik uzmanı osteolog, olayın ciddiyetinin farkına varması üzerine çalışma farklı bir boyut kazandı. Kazı ekibi, bazı iskeletleri açığa çıkardığımızda düşünmeye başladı. İskeletler 180-190 santimetre uzunluğundaydı, 18. yüzyıldan değillerdi. Dişler ciddi şekilde aşınmıştı, ancak dişlerde çürük yoktu. 18. yüzyıldan kalma bir iskelet olsaydı, dişlerin yüzde 80'inden fazlası çürüklerden etkilenirdi, çünkü İsveç o tarihlerde şeker yemeye başlamıştı.

İsveç'in Linköping şehrinin kuzeyindeki Vreta manastırının karşısındaki arazide binli yıllara ışık tutacak en eski mezarlıklardan biri bulundu.

Binlerce yıllık iskeletlerle eşsiz bir mezarlık bulundu.

Arkeolog ve proje yöneticisi Rikard Hedvall, iskeletlerin 180 - 190 santimetre uzunluğunda olduğunu söylüyor.

Kazıcılar, Linköping'in kuzeyindeki Vreta manastırının karşısındaki ekilebilir arazide hayvan kemikleri bulduklarına inanıyorlardı. Arkeologlar bunu hemen reddettiler ama şaşırdılar. Burada bilinen bir mezarlık yoktu. Bu nedenle, 18. yüzyıldan kalma bir veba mezarlığı olup olmayacağını tahmin ettiler.

Uzman ekibin içinde yer alan kemik uzmanı osteolog, olayın ciddiyetinin farkına varması üzerine çalışma farklı bir boyut kazandı. Kazı ekibi, bazı iskeletleri açığa çıkardığımızda düşünmeye başladı. İskeletler 180-190 santimetre uzunluğundaydı, 18. yüzyıldan değillerdi. Dişler ciddi şekilde aşınmıştı, ancak dişlerde çürük yoktu. 18. yüzyıldan kalma bir iskelet olsaydı, dişlerin yüzde 80'inden fazlası çürüklerden etkilenirdi, çünkü İsveç o tarihlerde şeker yemeye başlamıştı.

banner6