İsveç'in korona stratejisini yeniden gözden geçirme zamanı gelmedi mi?

Dünyanın en gelişmiş ülkesi imajına sahip İsveç'in pandemi ile birlikte, ekonomi ve yaşam hakkı arasına sıkışması kafalarda karışıklığa neden oluyor.

Ekonomi mi, yaşatmak mı tercihi arasında denge kurmakta zorluk yaşayan İsveç, son günlerde büyük bir çıkmaza girmiş görünüyor.

Vaka sayılarının hızla tırmanması, tedaviye ihtiyaç duyan hasta sayısındaki artış ve ölüm oranlarının artmasıyla birlikte İsveç tam bir kabus yaşıyor.

Dışarıda hayat normalmiş gibi görünse de sağlık hizmetleri üzerindeki baskı, sağlık çalışanlarını istifaya zorluyor. Mart ayından Kasım sonuna kadar sadece başkent Stockholm'de 3600 sağlık çalışanı görevinden istifa etti. Bunun yanı sıra uzun yıllardır sağlık alanında özelleşmeye giden İsveç, sağlık personeli tedariğini bazı şirketler üzerinden gerçekleştiriyor. Bu da hem maliyetleri artırıyor hem de çalıştıracak personeli bulmakta zorluk yaşamasına neden oluyor.

Evet. Birkaç ay içinde, covid-19 nedeniyle ölme riski taşıyan yaşlı insanların aşılanma sonucunda kurtulma ümidi var.

Bunu akılda tutarak, Avrupa'daki diğer birçok ülke gibi İsveç de aşı gelene kadar olabildiğince çok hayat kurtarmak için kapatılmalı mı?

Yeni durum, İsveç'in korona stratejisini yeniden gözden geçirmek için fazlaca sebep veriyor.

Korona salgını, ülkeleri sürekli olarak zor kararlar almaya zorluyor. Şu anda enfeksiyonun güçlü bir şekilde yayılması, birçok ülkede sağlık hizmetleri üzerinde yeniden güçlü bir baskı oluşturuyor. Ölü sayısı artıyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel Pazar günü yaptığı açıklamada, ülkenin Çarşamba gününden Ocak ortasına kadar sert bir karantina sürecine gireceğini duyurdu. Gerekli olmayan tüm mağazalar kapatılacak. Halka açık yerlerde alkol tüketilemez. Paket servisi dışında restoranlar ve kafeler zaten kapalı. İnsanların seyahat etmemeleri tavsiye ediliyor. Anaokulları da dahil tüm okullar kapalı.

Hollanda dün, beş haftalık benzer bir kapanmaya girdiğini duyurdu. İtalya'da, Noel hafta sonu aynı belediye sınırları içinde bile belli sınırlar dışında seyahat etmeye izin vermiyor.

Türkiye 31 Aralık - 4 Ocak arasında sokağa çıkma kısıtlamaları kararı aldı.

Pandeminin patlak vermesinden bu yana hükümetin attığı yeni adımlar İsveç açısından en katı kısıtlamalara bu dönemde sahip olduğu gerçeğine rağmen, mağazaların, spor salonlarının ve restoranların her zamanki gibi aşağı yukarı açık olabilmesiyle öne çıkıyor.

Halk Sağlığı Kurumu tavsiyeleri pandemi ile mücadele konusunda geniş olsa da, çalışanlar açısından bunlara uymak pek mümkün görülmüyor. İşe gitmesi gereken çoğu insan toplu taşıma araçlarını kullanmak zorunda, özellikle hizmet sektöründe çalışanlar her türlü riskle burun buruna ve okula gitmek zorunda olan öğrencilerin mesafe koruması bir yana toplu taşıtlarda tıka basa mecburi yolculuk yapıyor. Bu da İsveç'in tavsiye kararlarını uylamanın pek mümkün olmadığını ortaya koyuyor.

İsveç, şu anda Avrupa'da en büyük enfeksiyon yayılımına sahip ülkelerden biridir. Dün İsveç'teki hastanelerde yaşanan kriz herkesi şok ederken, hastanelerde yer bulmak bir yana, hasta sayısı var olan yoğun bakım bölümleri kapasitesini aştı. Bu durum gelecekte ölüm bilançosuna elbette yansıyacak zira bugünkü basın açıklamasında Halk Sağlığı Kurumu, Birim Başkanı Sara Byfors, açıklanan ölüm sayılarının yaklaşık iki hafta geriden geldiğini söyledi.

Almanya'da enfeksiyon yayılımı İsveç'tekinin yarısı kadar bile değil ve yine de çok daha sert önlemler alarak mücadele ediyor.

İskandinav ülkeleri arasında pandemi krizinde boğulma safhasında olan tek ülke İsveç, öyle ki, komşu ülkeler Norveç, Danimarka ve Finlandiya, İsveç makamlarının talep etmesi halinde yardıma hazır olduklarını açıklaması İsveç'in içinde bulunduğu durumu açıklamaya yeter.

Gelişmiş ülkeler listesinin başında yer almasına rağmen sağlık alanındaki sıkıntılarını yıllardır çözemeyen İsveç, pandemiye de hazırlıksız yakalanınca başlangıçta yaşadığı sıkıntıları anlamak mümkün, ancak bunca zaman geçmesine rağmen hala ekonomik kaygılarla insanı hayatını ikinci planda tutma izlenimi vermesi şaşırtıcı bir durumdur.

Salgının genel durumuna bakıldığında, İsveç'i farklı ülkelerle karşılaştırmak zordur, çünkü pek çok ülkedeki yasalar, hükümetlere insanların hareket özgürlüğünü kısıtlamak için daha güçlü imkanlar sağlıyor.

İsveç hükümetinin pandemi başlangıcından bu yana genel bir karantinaya gitmek için yasal bir dayanak olmadığını söylüyor. Tavsiye kararları alsa bile bunların çok büyük bir bölümünde cezai yaptırım için yasal bir zemin bulunmuyor. Ancak aynı zamanda salgınla etkin mücadele etmek için yeni bir yasa çalışması başlatırken, bu çalışmada önemli bir yol alınmasına rağmen kapsamlı bir yasallaşma adımı henüz atılmadı. Bir ay önce Soyal İşler Bakanı Lena Hallengren, Nisan ayına kadar pandemi ve benzeri olağanüstü durumlar için daha etkili bir yasaya sahip olabileceklerini ifade etmişti. İş yapma konusundaki İsveç'in bin düşünüp bir yapma alışkanlığını göz önünde bulundurursak, pandemi sürecinde kapsamlı bir yasal düzenlemenin gelmesi pek imkan dahilinde görülmüyor.

Çatışan çıkarlar

Aynı zamanda, covid-19'a karşı aşılamanın İngiltere ve ABD'de çoktan başladığı bir süreç yaşanıyor. Birkaç hafta içinde İsveç'te ve Avrupa'nın geri kalanında da başlaması bekleniyor.

Yaşlıları ve risk gruplarını aşılamanın ne kadar süreceğine bağlı olarak, yüksek ölüm oranlarının potansiyel bir sonunu ilk kez görmek mümkün olabilir. İnşallah, risk grubunda ve ölüm riski yüksek olan herkes Nisan'a kadar aşılanmış olur.

Yaşanan durum insanı ahlaki bir soruyla karşı karşıya getiriyor. Daha sert kısıtlamalar uygulayarak aşılamaya kadar ölü sayısını ne kadar azaltabiliriz?

İşte birbirine ters iki çıkar.

Restoranlar, mağazalar ve diğer gereksiz faaliyetler daha uzun bir süre kapalı kalırsa, bu büyük mali yük anlamına gelir. Şirketlerin batması ve insanların işsiz kalması durumu ortaya çıkıyor. İsveç'in mevcut mücadele şekliyle bile ülke genelindeki işsizlik 8,7'ye yükselmiş durumda ve geçen yılla kıyasla ciddi bir artış olduğu net olarak görülüyor.

Buna karşın, ani bir kapanmanın enfeksiyonun yayılmasını azaltması ve kısa vadede hayat kurtarması olasılığı var. Tüm yaşlıların aşı olmak için vakti olduğu sürece.

Aşılamanın tamamlanmasının beklendiği süre sınırlı ve yönetilebilir olduğundan, maliyetlerin hesaplanması ve bunu kişinin kurtarılabileceğine inanılan insan hakları sayısıyla karşılaştırılması mümkündür.

Kolay bir değiş tokuş değil ama sorumluların yapması gereken bir şey.

Başarılı bir strateji

Şimdiye kadar İsveç'in stratejisi, sağlık hizmetlerinin görevini yerine getirebilmesi için gerektiği kadar kısıtlamaları oldu. Bu, topluma verilen diğer zararları azaltmak ve önlemlerin uzun vadede sürdürülebilir olması için yapıldı deniliyor. Ancak duruma yaşam hakkının korunması olarak bakıldığında, ekonomik endişenin yaşam hakkını ötelemeye sebep olarak kabul edilmemelidir.

En azından şimdi gereği yapılabilir. Tüm bu sürecin son aşamasında doğru bir adım atılabilir diye düşünüyorum. Aşılardaki başarı oranı ciddi bir seviyede, aşının dağıtımında herhangi bir sorun olmaması veya aşılamada ciddi, bilinmeyen yan etkilerin aniden ortaya çıkmaması koşuluyla, pandeminin uzak sınırının hesaplanabileceği yeni bir durum ortaya çıkacak.

Aşıların beklenmedik şekilde hızlı girişi, bugün enfeksiyonu durdurmakta az ya da çok başarılı olan ülkelerin kazananlar olacağı anlamına geliyor.

Salgının uzak sınırı bilinmediği halde bile örneğin Yeni Zelanda, Avustralya ve Çin'in enfeksiyonu ortadan kaldırma stratejisi, virüs dış dünyada çılgınca yayıldığında ısrarla şüpheli göründü. Ancak görülene göre altı ay daha dayanabilirlerse ve popülasyonlarını aşılamak için zamanları olabilirse, stratejileri son derece akıllıca ve başarılı görünüyor; sonuç olarak düşük ölüm oranları ve iyileşme sürecinde ekonomi ile birlikte hızlı toparlanma yaşanır.

Yeni durumda, İsveç'in de en azından stratejinin değiştirilip değiştirilmeyeceğini düşünmesini talep etmek mantıklı geliyor.

Sağlık ve saygıyla...

YORUM EKLE

banner4

banner6