banner103

Türkler arkadaşları için her şeyi yapar. Bir de geç kalmasalar...

Almanya’nın en büyük fuar şirketi Deutsche Messe’nin Türkiye CEO’su Alexander Kühnel, 11 yıldır yaşadığı Türkiye’yi çok seviyor. Orhan Pamuk okuyor, kaymaklı katmere bayılıyor. Tek şikayeti trafik ve toplantılara geç kalan muhataplar. Türk yaşam biçimini kendine daha yakın hissettiğini belirten Kühnel “İstanbul’da dakik olmam dışında tipik Alman alışkanlıklarımın birçoğunu kaybettim. Hayalimdeki şehirde hayalimdeki işimi yapıyorum” diyor.

Türkler arkadaşları için her şeyi yapar. Bir de geç kalmasalar...

HONNOVER Fairs Turkey Fuarcılık Genel Müdürü Alexander Kühnel, Türkiye’ye ve İstanbul’a gönül bağı duyan bir iş insanı. Türkiye’de yaşam, Türk mentalitesi ve Türkiye ekonomisi hakkında konuşan Kühnel, “Benim için bir yabancı olarak Türkiye’de yaşamak oldukça keyifli ve avantajlı. Aksi halde 10 yıldan uzun süredir burada olamazdım. Türkiye’de çalışmanın da avantajlı olduğunu düşünüyorum. İnsanlar daha esnek ve daha az bürokrasi hakim. Türkiye’yi, İstanbul’u ve buradaki insanları çok sevmem de kişisel avantajım. Hayalimdeki şehirde hayalimdeki işimi yapıyorum. Zaten Türkiye’ye gitmek isteyip istemediğim sorulduğunda 2 saat içinde kararımı vermiştim” dedi.

GEÇ KALMAYI NORMAL GÖRÜYORLAR
Türkiye’de en çok Alman dakikliği nedeniyle iş toplantılarında sorun yaşadığını ifade eden Kühnel, “Sosyal hayatta tipik Alman alışkanlıklarımın çoğunu kaybettim ama hala devam eden bir alışkanlığım var. Bu da dakik olmam. Türkiye’de birçok insan bu konuda sorun yaşıyor ya da çok fazla umursamıyor. Çünkü geç kalmayı normal olarak görüyorlar. Ancak benim için iş hayatında ve sosyal yaşamda geç kalmanın mazereti olamaz. Bu yüzden eğer köprüde çok fazla trafik olduğunu biliyorsanız, zamanında varabilmek için yola daha erken çıkmalısınız. Ama bu ayrıntı dışında benim için Türklerin mentalitesini, Almanlarınkine göre kendime daha yakın bulduğumu söyleyebilirim. Çünkü daha esnek ve rahat olduğunu deneyimlediğim bir işleyiş mevcut. Bunun dışında, Türkiye’de Almanya’da olduğundan çok daha fazla güneş var. Türk mutfağı ve Akdeniz insanının sıcaklığı ise burada yaşamanın beni en çok cezbeden noktalarından” dedi.

MUTFAĞINIZ TAZE VE ÇOK ZENGİN
Türk mutfağını çok zengin bulduğunu ve çok sevdiğini anlatan Kühnel, sebze, meyvelerin ve her türlü balık çeşidinin taze olduğunu belirterek “Özellikle tatlıları çok seviyorum. Tatlılarınız göbek çevresi için tehlikeli ancak her ne kadar kilo yapma riski olsa da harika lezzetler olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Favorilerim her çeşit balık ve kaymaklı katmer tatlısı. Türk pop müziğini de çok seviyorum. Yemeğiyle, coğrafyasıyla, kültürüyle Türkiye eşsiz renklerle dolu bir ülke. İstanbul’u ve Türkiye’yi keşfetmek için zaman ayırıyorum ama sadece İstanbul’un bütün güzelliklerini tam anlamıyla keşfetmem sanırım bir on yıl daha sürer. Çocuklarım ve torunum Almanya’da yaşıyor. Almanya’da da onlarla vakit geçirmeye çalışıyorum. İzmir, Çeşme, Sarıgerme de çok sevdiğim yerler arasında. Türkiye’de gezip görmeyi istediğim bir çok yer var” diye konuştu.

ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ ÇOK ÖZEL
İş dünyasından ve sosyal hayattan birçok Türk ile tanıştığını aktaran Kühnel, “Türklerin kurduğu arkadaşlık ilişkileri çok özel, arkadaşları için her şeyi yapıyorlar. Ben de onlar için her türlü fedakarlığı yaparım. Özellikle hayatın kritik dönemlerinde destek olan ve duygusal bağ kurduğum çok yakın arkadaşlarım var. Bunun için gerçekten müteşekkirim” dedi. 
Türk edebiyatını ve Türk edebiyatçılarını elinden geldiğince okuduğunu da belirten Kühnel, “Orhan Pamuk’un üç kitabını okudum. Benim için en heyecanlı olanı ‘İstanbul’ isimli olandı. Onu çok sevdim” dedi.

TÜRK EKONOMİSİNDEN UMUTLUYUZ
Alexander Kühnel, Türk ekonomisine ilişkin iyimser görüşlere sahip. Sanayi üretimi ve dış ticaret ilişkileri açısından Türkiye’nin geniş bir ağa sahip olduğunu anlatan Kühnel, şunları söyledi: “Türk firmalarının farklı coğrafyalara erişme gücü ile önemli bir pazar çeşitliliği var. Bunlar Türkiye’de yatırım yapmak isteyen şirketler için önemli avantajlar. Yatırım ortamını sürdürmek isteyen kamu yöneticileri tarafından sağlanan teşvikler de Türkiye’nin bu yöndeki taahhüdünün çarpıcı bir göstergesi. Türkiye’nin, gücünü artıracak daha fazla yabancı yatırımcının dikkatini çekme şansı bulacağını düşünüyorum. Türkiye’ye inanıyoruz ve bize göre, genç nüfusun beslediği zengin insan kaynağıyla, yaygın girişimcilik kültürü ve elverişli yatırım ortamı yatırımcılar için çok cazip. Deutsche Messe’nin Türkiye ofisi Hannover Fairs Turkey olarak, 2-5 Ekim 2019’da ISK-SODEX, 12-15 Mart 2020’de WIN EURASIA, Domotex Turkey 2020 ve 2-5 Nisan 2020’de Automechanika İstanbul gibi güçlü fuarlarımızla buradaki potansiyeli tüm dünyaya göstermeyi amaçlıyoruz. Bu amaçla mevcut projeleri geliştirmek için yeni projelere yatırım yapmaya devam ediyoruz.
Türkiye’deki yatırımlarımızı sürdürmeyi planladığımızı gururla söyleyebilirim”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner4

banner6