50. Yılına yaklaşılan İsveç’e göç Stockholm’de masaya yatırıldı

1965 Yılında Kulu’dan toplu olarak ilk İsveç’e gelen birinci nesil’in göç hikâyesinin birçok kitaba konu olduğunu hepimiz biliyoruz. Yıllar önce başlayan ve devam etmekte olan göç hikâyesi 50. yılına doğru giderken göçün 50. yılına hazırlık çalışmaları İsveç’in başkenti Stockholm’de Kulu Belediyesi ve Selçuk Üniversitesi’nin önemli katkıları ile Türkiye’de başlatılan panel İsveç’te T.C. Stockholm Büyükelçiliği’nin koordinesinde ve Kulu Belediye Başkanlığı ile İsveç Diyanet Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği “Kulu Tarihi ve Göç Paneli” İsveç Diyanet Vakfı’nın merkezinde gerçekleşti

Diyanet vakfının ev sahipliği ile gerçekleşen “Kulu Tarihi ve Göç” adlı panele yaklaşık 40 bin nüfusu İsveç’te bulunan Kulu ilçesi belediye başkanı Dr. Ahmet Yıldız, Selçuk Üniversitesi öğretim görevlilerinden oluşan Türkiye heyeti yanı sıra İsveç’te Kulu’lu kanaat önderleri, S.T.K. liderleri, İş adamları gibi birçok davetli katıldı.

Sosyal İşler ve Din Hizmetleri Müşaviri Prof.Dr. A.Bülent Baloğlu’nun yönettiği panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren T.C. Stockholm Büyükelçisi Zergün Korutürk, “Kulu Tarihi ve Göç Paneli” ‘ne vurgu yapan Korutürk, aylar önce panelin ilk ayağının Kulu’da yapıldığını ve buradaki organizasyonunda panelin ikinci ayağı olduğunu söyleyerek, bu anlamda Kulu Belediye Başkanlığı’nın ve Selçuk Üniversite’nin almış olduğu sorumluluğun anlamlı olduğunu, ayrıca İsveç’teki panele de eşlik etmelerinin de son derece önemli olduğuna vurgu yaptı.

Korutürk, katılımcılar ile ellerindeki verileri paylaşarak, “Geçen yıl Almanya’ya göçün 50. Yılı kutlandı. Çeşitli etkinlikler yapıldı ama bu etkinlikler birkaç yıllık çalışmanın getirdiği sonuçlardı. Önümüzde İsveç’e göçün 50. Yılı için önümüzde bir proje var. Bu bir devlet projesi, ancak bu sadece bir Türkiye Cumhuriyeti projesi değil aynı zamanda İsveç devletinin de bir projesidir. İsveç devleti bize böyle bir etkinlikte onlarında yer almak istediklerini ve beraber eşgüdüm halinde 50. Yılı kutlamak istediklerini bildirdiler. Bu tabi çok memnuniyet verici bir şey İsveç, göç açısından çok örnek bir ülke ve hala kapılarını göçe açık tutan hemen hemen tek Avrupa birliği ülkesi, şöyle bir geriye baktığımızda İsveç’e göçün 1950’li yıllarda İtalyan’larla, daha sonra Yunanlılarla ve 1960’lı yıllarda da Türklerle devam ettiğini görüyoruz” dedi.

Korutürk, “Bizim elimizdeki verilere baktığımızda 2006 yılında İsveç’te göçün 40. yılının sembolik olarak kutlandığını görüyoruz. Bu çerçevede o dönemin Turizm bakanı Atilla Koç buraya gelmiş, fakat edindiğimiz izlenime göre bunun bir Federasyonumuz tarafından düzenlendiği ve böyle devlet çapında bir etkinliğe dönüşmedi. Bizim şu andaki izlenimimiz 2006 yılının 40. yıl için isabetli bir tarih olmadığı yolunda” dedi.

Göç ile ilgili çok çeşitli tarihler olduğunu ancak İsveç’te göç ile ilgili araştırmalar yaparak göçü kitaplaştıran yazarların verilerine bakıldığında ve aynı zamanda Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’ndan da edindikleri bilginin ilk göç (iş göçü) dalgasının 1965 yılında Kulu’dan yapıldığının altını çizdi.

Korutürk, verdiği geniş bilgilerden sonra, İsveç’te olan tüm Sivil Toplum Örgütleri yetkililerinin, ilgili konuda belli bir birikim ve tecrübeye sahip vatandaşların bilgilerinden istifade etmek istediklerinin altını çizerek, göçün 50. yılına doğru giderken ve 50. yıl etkinlikleri kapsamında düzenlenen panel ile birlikte hazırlıkların geleceğe ışık tutabilecek projeleri doğurması ve ortaya koyulacak fikirlerin İsveç’teki toplumuzun değerini artırabilmesini kıyasla temennide bulundu.

"GEÇMİŞİ BİLMEK, GELECEĞE HAZIRLANMAK ADINA GEREKLİ OLAN BİRŞEY"
Kulu Belediye Başkanı Dr. Ahmet Yıldız konuşmasına büyük puntolar ile yazdığımız tırnak içi sözler ile başladı. Kulu’dan göçün 50. Yıl etkinlikleri kapsamında Kulu’da panel çalışmasını Selçuk Üniversitesi ile birlikte başlatan Kulu Belediye Başkanlığı İsveç’teki etkinliklerin verimli olması açısından herkesten önce adımlar attı ve 01 Aralık 2012 tarihinde İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenen “Kulu Tarihi ve Göç Paneli” ‘ne de iştirak ederek hemşerilerine gurbette yalnız değilsiniz mesajını verdi.

Kulu’nun kuruluşu, kimlerin kurduğu, tarihi ve kavimler göçünde nasıl safahatlar geçirdikleri ile ilgili vatandaşların sürekli sorular sorduğunu ve bunun üzerine Kulu’nun tarihi ile ilgili araştırma yapılması üzerine Selçuk Üniversitesi yetkililerinden çalışma başlatılmasını talep ettiğini, bunun üzerine Üniversite’nin 20-25 kişilik bir bilim araştırma ekibini Kulu’ya gönderdiğini, Kulu tarihinin çok kapsamlı bir şekilde ele alındığını söyleyerek, “Sempozyumda Kulu’nun verimliğini, tarımını, diğer farklı yönlerini ama en önemlisi bir vaka olan göçü konuştuk” dedi.

"Göç Lokalde Kulu’nun bir vakasıdır"
Yıldız, yapılan çalışmalar sonucunda elde ettikleri bilgiler ışığında Kulu’dan İsveç’e göçün 50. Yıl etkinliklerinde yer almak istediklerini ve bu kapsamda İsveç’e gelerek buradaki vatandaşların taleplerine kulak vermeyi, 50. Yılın birlikte organize edilmesi hususunda beklentileri öğrenmek istediklerini ve ne tür katkılar sağlayabileceklerini öğrenme adına İsveç’e geldiklerinin altını çizdi.

Türkiye ve İsveç’in devlet projesi kapsamında çerçevesi çizilmeye çalışılan 50. göç yılının farklı projelere ön ayak olması gerektiği yönünde konuşmasını şekillendiren Kulu Belediye Başkanı Dr. Ahmet Yıldız, Kula’da başlayan ve burada devam etmekte olan çalışmaların 2015 yılına kadar son derece iyi hazırlanabileceği ve buradaki vatandaşlarımızın geleceklerine ışık tutabilecekleri fikirlerle farklı projelere imza atmaları arzunda olduğu yönünde konuşmalarda bulundu.

Sorular kısmında İsveç’te yaşayan Kulu’ların Belediye Başkanı’na Kulu’da yapılmasını arzu ettikleri çalışma taleplerini de ilettikten sonra, panele ev sahipliği yapan İsveç Diyanet Vakfı Başkanı Prof. Dr. A. Bülent Baloğlu, Kulu’dan neden göç etmek zorunda kalındığı ve niçin bu göçün 50. yılı kutlanıyor gibi oluşabilecek bir takım soru işaretlerinin kaldırılması adına bir açıklama da bulundu.

Baloğlu, “Burada biz göçü tartışmalıyız ki bu topraklarda tesis olurken neler yaptık, neler yapamadık bu panel bunun bir muhasebesidir. Belki kafanızda göçün neresi kutlanır ki gibi bir takım düşünceler olabilir ama hepimiz unutmamalıyız ki atalarımız Orta Asya’dan Anadolu’ya göç ederken de mecburi göç ettiler. Çünkü o zor iklim şartlarından, toprağın o sert ve verimsiz yamaçlarından Anadolu’nun verimli, tabi coğrafyası güzel, tarımı bol olan topraklara göçmen zorun kaldılar. Hepiniz hatırlasınız ben çocukluğumdan beri iyi hatırlarım Anadolu’ya göçümüzün her yıl kutlamaları yapılırdı. Bunu devlet erkânı kutlardı, okullarda bunların kutlamaları yapılırdı. Aslında her göç bir yeniden doğuştur. Bunu böyle algılamamızda fayda var” dedi.

KULU OLARAK KALSAYDIK ANADOLUNUN SIRADAN BİR İLÇESİ OLARAK KALABİLİRDİK
Prof. Dr. Baloğlu, göçün getiri ve götürü yönüne değinirken “Kulu olarak kalsaydık muhtemelen Anadolunun sıradan bir ilçesi olarak kalmamız kaçınılmaz olurdu. Ancak bugün göçle birlikte Kulu tıpkı Afyon’un Emirdağı gibi, Yozgat’ın Sorgun’u gibi dışarıya yoğun göç veren ilçeler safında Türkiye ve Avrupa’nın siyaset gündemini belirleyen bir unsura sahiptir” dedi.

Bir akademisyen olarak İsveç’teki dört yıllık Müşavirlik döneminde yaptıkları çalışmalar sonucunda bir takım gözlemleri olduğunu ifade eden Baloğlu sözlerine şöyle devam etti;
“Etnik bir göçmen grubu olarak, İsveç’e en erken göç eden bir topluluk olmamıza rağmen niçin hala İsveç siyasetinde, kültüründe, sosyal hayatında, sanatında, sporunda ve aklınıza gelebilecek her türlü konuda niçin arzu ettiğimiz yerde değiliz?”
Görev süreci içinde yaptığı araştırmalar sonucunda bir takım tespitlerini de dile getiren Baloğlu, maddeler halinde şunları sıraladı;
a.    Hala anavatana dönme arzusu,
b.    Burada yaşamamıza, burada nefes almamıza, burada kazanmamıza ve çocuklarımızın burada gelecek kuracaklarını bilmemize rağmen yatırımlarımızı anavatana yapmamız.
c.    Yerli nüfusun dilini yeterli düzeyde öğrenemememiz,
d.    Bilhassa siyaset arenasında etkin bir söz sahibi olamamamız,
e.    Kurulan sivil toplum kuruluşlarımızın kurumsallaşma, yerini sağlama ve toplumsal projeler üretme noktasında yetersiz kalması,
f.    Etnik anlamda bölünmemiz,
g.    Bireyselleşmenin yaygınlaşması,
h.    Yardımlaşma ve dayanışma duygularının beraber iş yapma becerisinin körelmesi,
i.    Kimlik, tarih ve aidiyet bilincimizde ve sosyal kültürel değerlerimizde aşınma,
j.    Gençlerin eğitiminde üniversiteye teşvikinde yetersiz kalmamız,
k.    Aile, akraba ilişkilerinde aşınma ve sülaleler arası rekabet,
l.    Kenar semtlere sıkışıp kalmamız ve bunun bizi içe kapatması,
m.    Netice olarak yerli halkla temas konusunda olabildiğince kaçınmamız” olarak sıraladı.

YERLİ NÜFUS (İSVEÇLİLER) BİZE NASIL BAKAR?
a.    Buraya işimi ve mesleklerimizi elimizden almaya geldiler
b.    Sosyal refah devletine yük oluyorlar
c.    Üretmiyorlar, ancak tüketiyorlar
d.    Ulusal kimliğimizi tehdit ediyorlar
e.    Vergi kaçırıyorlar
f.    Semtlerimizi ve sokaklarımızı kirletiyorlar
g.    Burada kazanıyorlar ama kazançlarını memleketlerine götürüyor, yatırımlarını oralara yapıyorlar.
h.    Düzensizlik ve başıbozukluk yaymaktan başka bir şey yapmıyorlar
i.    Sosyal dayanışmamızı tehdit ediyorlar
j.    Bilhassa Müslümanlar güvenliğimizi ve hayat tarzımızı tehdit ediyorlar.

Baloğlu söylediklerini İsveç’in yerel basınında yer alan bir takım yazılardan derlediğinin özellikle altını çizerek, bize bakış açısı, bizim bu topluma bakış açımız ve tabii ki kendi içimizdeki duruşumuz bizim göç ile ilgili epeyce şeyler konuşmamız ve masaya yatırmamız gerektiğini açıkça gösteriyor ifadelerinde bulundu.

Baloğlu bu değerlendirmelerinden sonra paneli başlatmak üzere, sözü Kulu’nun tarihine derin bir iniş yapan Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Demirci’ye bıraktı.

Prof.Dr. Mustafa Demir’cinin Kulu’nun Osmanlı’ya dayanan tarihi özelliğinden bahsederek “Atçekenler” yanı sıra diğer tarihi özellik ve önemliliği hakkında 500 yıllık köylerin yerleşim ve o yerleşim alanlarında yaşayan aşiretleri hanelerine kadar işleyen Kulu ile ilgili geniş bir sunum gerçekleştirdi.

Hemen akabinde bilgi ve tecrübeleri ile Prof. Dr. Mustafa Aydın yine Kulu’nun göç veren kimliğine paralel konuşarak Kulu'dan göç paralelinde İsveç’te yaşayan toplumumuza bakış, göçün getiri ve götürüleri hususunda bilimsel bir yaklaşım yaparak dünya’da göç olarak başlayan asimilasyon girişimlerinin zaman içerisinde entegrasyon politikasına dönüşüm sağlaması hususlarında geniş bilgiler aktarırken özellikle altı çizilen husus “Hepimizin bir göç kültür kodumuz var” olgusu oldu.

“KULU’NUN DÜNÜNÜ GÖÇ BELİRLEDİ, BUGÜNÜNÜ GÖÇ BELİRLİYOR VE MUHTEMELEN YARININI DA GÖÇ BELİRLEYECEK”
Doç.Dr. Ertan Özensel, konuşmasına “Kulunun dününü göç belirledi, bugününü göç belirliyor ve muhtemelen yarınını da göç belirleyecek” diyerek başladı.

Uzun bir süredir Kulu’da devam eden göçün, önümüzdeki süreçlerde de farklı şekillerde devam edeceğini ifade eden Özensel, “Şüphesiz burada yaşadığınız çok ciddi sorunlar var. Siz bu sorunları yaşadınız biz konuşuyoruz. Dolayısı ile sosyolojik, bilimsel ve tarihsel anlamda biz bunlara yönelik bir takım değerlendirmeler yapabiliriz. Sizin ne duyduğunuz ne hissettiğiniz ve ne yaşadığınızı dinlemek isteriz” dedi.
2015 yılına en iyi şekilde hazırlanmak ve 2015 sonrası süreci şekillendirmek adına, eğitimden aileye, siyasetten asimilasyona ve yeni neslin sorunlarına kadar birçok konuda bilgi edinmek ve var olan sorunların masaya doğru yatırılarak analizler yapılmasının yanı sıra bunun sonucunda İsveç’teki toplumumuza değer katacak çalışmalar ve projeler ortaya çıkarmak gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Ertan Özensel, 110 bin civarında Türkiye kökenli vatandaşımızın olduğu ve bunun 40 binini Kulu’luların oluşturduğu bir toplumda eğer sadece bir millet vekilimiz varsa, eğer sendikalarda temsil gücümüz yoksa, eğitim, ekonomi, soysal vb. alanlarda varlığımızdan söz etmemiz mümkün değilse o zaman bunun çok ciddi bir muhasebesi yapılması gerekiyor şeklinde konuştu.

İsveç’teki toplumuzun sorunlarına yönelik eksiklikler, çözüm önerileri ve beklentiler bağlamında konuşmak isteyen tüm katılımcılara söz verilerek talepler tek tek not edildi ve göçün 50. yılı programı ile ilgili önemli olabilecek görüş ve öneriler kaleme alınarak panel sonunda seçilen yazım grubu heyetinin değerlendirmesine sunuldu. Yazım grubunun gerekli düzeltmeler yaparak katılımcılara okuduğu genel yol haritası fikir bağlamında kabul edilirken, gerekli raporun bütün eksiklerinin giderilmesi ve tamamlanması üzerine önümüzdeki günlerde panele katılan ve iletişim bilgilerini sunan tüm katılımcılara iletileceği kararlaştırıldı.

Güncelleme Tarihi: 22 Aralık 2014, 16:49
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER