DÜNYA

Koronavirüs dönemine damga vuran 2020'nin en tehlikeli sağlık efsaneleri

Yeni tip koronavirüs pandemisinin hüküm sürdüğü 2020, aynı zamanda insanların hayatını tehlikeye atan yoğun bir bilgi kirliliğinin yaşandığı yıl olarak tarihe geçti. Küresel salgın nedeniyle 1,6 milyonu aşkın kişi, dezonformasyon nedeniyle ise binlerce kişi hayatını kaybetti. İşte NTV'den Ayşegül Engür Dahi'nin derlemesine göre, sosyal medya platformlarında ve internet sitelerinde yer alan yanlış ve yanıltıcı iddialar...

Efsane 1: Sürü bağışıklığı, koronavirüse karşı iyi bir stratejidir Yeni tip koronavirüs (COVID-19) pandemisi ortaya çıktığından bu yana, İsveç ve bazı uzmanlar salgınla başa çıkmanın en iyi yolunun, kısıtlamalar uygulanmadan enfeksiyonun yayılmasına izin vermek olduğunu öne sürdü. Teori, eğer yeterli sayıda insan virüse doğal olarak maruz kalırsa, toplumda yeterli bağışıklık gelişebileceğine dayanıyor. Ancak söz konusu bağışıklık tipik olarak, insanların hastalanmadan bir virüse karşı direnç geliştirmelerine yardımcı olan bir aşı yoluyla gerçekleşiyor.

Bununla birlikte, bilim insanlarına göre Covid-19’un yeni keşfedilen uzun süreli etkileri, aşı olmadan sürü bağışıklığı stratejisi için büyük bir risk oluşturuyor. Covid-19’un altı hafta veya daha uzun sürmesiyle ortaya çıkan Uzun Covid durumunda, beyin sisi, devam eden yorgunluk, cillte kızarıklıklar, felç ve kalp rtimi bozukluğu gibi semptomlar hayatta kalanları etkililiyor ve durumun ne kadar sürdüğü şu an için bilinmiyor. Ayrıca sürü bağışıklığı stratejisi, yoğun bakıma veya hastaneye yatırılmaya ihtiyaç duyan virüslü kişilerin sayısını artırdığı için sağlık hizmetlerinin aksamasına neden olarak tüm toplumu riske atıyor. Bu nedenle araştırmacılar, bir aşı mevcut olana kadar sosyal mesafe ve maske takımını öneriyor.

Efsane 2 : Covid-19 aşısı yaptıranlara çip yerleştirilecek ABD’de pek çok kişinin, mevcut olduğunda Covid-19 aşısı almayı reddedebileceğine dair endişe verici raporlar ortaya çıktı. Potansiyel aşılar hakkındaki komplo teorileri, aşı karşıtı gruplar arasında ve viral videolar da dolaştı. Mayıs ayında, doktor Judy Mikovits, pandeminin planlı olduğunu ileri sürdüğü “Plandemic” adlı bir videoyla yeni komplo teorileri üretti. Aşı karşıtı çalışmalarıyla tanınan Mikovits, söz konusu videoda pandemiyi zenginlerin aşı çalışmalarından para kazanmak için çıkardığını ve insanları kontrol etmeye çalıştığını öne sürdü. Buna göre Microsoft’un kurucusu Bill Gates ve ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Başkanı Dr. Anthony Fauci; pandemiden kar sağlamak için bir anlaşma yaptı. Mikovits, Plandemic'te yanlış bir şekilde herhangi bir Covid-19 aşısının “milyonları öldüreceğini” iddia etti. Başka bir komplo teorisinde ise Bill Gates'in insanlara mikroçip yerleştirmek için aşılama planı yaptığı ortaya atıldı. Ancak, yakın zamanda yapılan bir araştırma, Facebook'taki aşı karşıtı grupların sayısının aşılama yanlısı gruplardan daha az olduğunu gösterdi. Buna rağmen, kararsız insanlar aşı karşıtı gruplarıyla daha fazla etkileşimde bulunduğu gözlendi. Aşılar her yıl milyonlarca hayat kurtarıyor. Bir aşı onaylanmadan önce, çok sayıda insanda güvenli ve etkili olduğunun kanıtlanması için üç aşamalı klinik testlerden geçiyor. Sonuca en yakın aşı adayları şu anda on binlerce kişide büyük ölçekli denemelerde test ediliyor.

Herhangi bir yeni aşının veya tedavinin güvenliği konusunda ihtiyatlı olmakta elbette fayda var. Ancak Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi’nin (FDA) başkanlık seçimlerinden önce aşıyı aceleyle onaylayacağı iddiaları endişeleri artırdı. Bununla birlikte, şu anda kullanımı ABD’de İngiltere ve Kanada tarafından onaylanan Pfizer/BioNTech aşısının önceki güvenlik denemelerinde önemli yan etkiler belirtilmedi. Bununla birlikte diğer ilaç şirketleri de güvenli ve etkili olduğu gösterilmedikçe aşıyı piyayasa sürmeyeceklerini belirtti.

Efsane 3: Çamaşır suyu veya kolloidal gümüş gibi kimyasallar Covid-19’u önleyebilir veya iyileştirebilir Bazı sosyal medya platformlarında ve forum sitelerinde, Mucize Mineral Çözeltisi (MMS) adı verilen bir tedavinin sıtma ve gripten kanser ve otizme kadar her şeyi tedavi edebileceği uzun süre boyunca lanse edildi. Kimyasal olarak klordioksit olarak bilinen madde aslında endüstriyel bir ağartıcı. Karaciğer yetmezliği, ciddi şekilde düşük tansiyon ve yüksek dozlarda koma veya ölüm gibi ciddi sağlık problemlerine neden oldu. İlacın bu yılın başlarında uluslararası ilgi görmesinden sonra klordioksiti teşvik eden dezenformasyon kampanyası sosyal medyada hız kazandı. Hatta, Bolivya Sağlık Bakanı Eidy Roca gibi bazı hükümet yetkilileri, bilim adamlarının uyarılarına rağmen bunun kullanımını savundu. Öte yandan ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ve Federal Ticaret Komisyonu, ürünlerin COVID-19'u iyileştirebileceğine dair iddiaların sahtekarlık olduğu konusunda uyarı yaptı ve MMS ve benzeri ürünlerin ülkede satışı yasaklandı. Bunlar arasında, sıvı içinde asılı duran küçük metal parçacıklarından oluşan cve iltte kalıcı bir mavi-gri renk değişikliği olan kolloidal gümüş adlı madde de bulunuyor. Kollodial gümüş kullananlar da cilt hasarının yanı sıra böbrek yetmezliğine ve alerjiye de neden oldu.

Efsane 4 : Sağlık renk körüdür 2020, ırksal eşitlik ve polis şiddetine karşı protestoların ve yürüyüşlerin yılı olurken, ırkçılık başka bir şekilde de ön plana çıktı. Uzmanlar, siyah ve kahverengi toplulukları Covid-19'a karşı daha savunmasız hale getiren sağlık sistemindeki eşitsizlikleri vurguladı. Haziran ayında, Brookings Enstitüsü, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinden alınan verilere dayanarak, 35-44 yaşları arasındaki Siyah Amerikalıların beyaz akranlarına göre Covid-19'dan ölme olasılığının 10 kat daha fazla olduğunu açıkladı. Uzmanlar, bunun kısmen diyabet, obezite, hipertansiyon ve astım gibi kronik hastalıkların yüksek oranlarından kaynaklandığını söyledi. Bu eşitsizlikler ise sistematik ırkçılıkla bağlantılı olarak ortaya çıktı; sağlık hizmetlerine erişim eksikliği, tehlikeli ortamlara daha fazla maruz kalma ve besleyici gıdalara daha az erişim, kronik hastalık riskinde rol oynuyor. Morehouse, Emory ve Harvard üniversitelerine bağlı bir epidemiyolog ve doktor olan Dr. Camara Jones, Business Insider'a daha önce yaptığı açıklamada "Covid-19 ABD’deki yapısal ırkçılığın maskesini düşürdü" açıklamasını yapmıştı.

Efsane 5: Her şeyi sterilize etmek, insanların hastalanmasını önlemenin en iyi yoludur Zeminden tavana silme işlemlerinden çamaşır suyu püskürtmek için tasarlanmış devasa kamyonlara kadar insanlar bu yıl Covid-19'un yayılmasını önlemek için muazzam kaynak harcadı. Ancak bilim insanlarına göre, bu çabalar yanlış. The Atlantic tarafından Temmuz ayında icat edilen bir terim olan "Hijyen tiyatrosu", en iyi ihtimalle, büyük miktarlarda zaman, enerji ve kaynak pahasına yalnızca hafif derecede koruyucu olan koronavirüs önlemlerini içeriyor. Uzmanlar, kapı kolları ve kolçaklar gibi yüksek temaslı yüzeyleri rutin olarak sterilize etmeye odaklanmanın, köşe bucak temizlikten çok daha verimli olduğunu söylüyor. Bununla birlikte elleri düzenli yıkamak, koronavirüsten korunmak için büyük bir önem taşıyor. Koronavirüs öncelikle hava yoluyla insandan insana yayılırken, elleri temiz tutmak, virüsün yüze bulaşma riskini azaltıyor. Sağlık uzmanlarına göre ise, kamusal alanla koronavirüsün yayılmasının önlemenin anahtar yolu, tavana çamaşır suyu püskürtmekten ziyade sosyal mesafe, maske takımı ve düzenli havalandırma…

Efsane 6: Hidroksiklorokin, Covid-19'u tedavi edebilir veya iyileştirebilir Sıtma ve otoimmün hastalıklar için bir ilaç olan hidroksiklorokin, laboratuvar ortamında bazı antiviral özelliklere sahip olduğu için pandeminin başlangıcında yeni tip koronavirüse karşı işe yaradığı düşünülüyordu. Ancak, ABD Başkan Donald Trump gibi savunucularına rağmen, işe yaramadığına dair giderek artan bir kanıt var. Araştırmalar, ilacın Covid-19 nedeniyle hastaneye yatırılan hastalara hiçbir fayda sağlamadığını ve plasebodan daha iyi olmadığını buldu. Bununla birlikte çalışmalar ilacın Covid-19 önlemeye yardımcı olmadığını da gösterdi. Haziran ayında FDA, koronavirüs hastaları için hidroksiklorokinin acil kullanım yetkisini iptal etti. Ajans, gerekçe olarak ilacın kullanımının ciddi kalp sorunlarına neden olabileceğini gösterdi.

Efsane 7: Yüz maskeleri işe yaramaz veya zararlıdır Uzmanlara göre maske takmak, insanların koronavirüsün yayılmasını yavaşlatmak için alabilecekleri en iyi önlemlerden biri. Yine de, aksi yöndeki çok güçlü kanıtlara rağmen, bazı insanlar maskelerin etkisiz veya zararlı olduğu konusunda ısrar etmeye devam ediyor. Bunların bir kısmı salgının başlarında sağlık yetkililerinden gelen tutarsız mesajlardan kaynaklanıyor. Ancak, ilk tavsiye sınırlı sayıda bulunan maskelerin sağlık çalışanlarına verilmesini sağlakmaktı ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu tavsiyeyi daha sonra tersine çevirdi. Ancak maskeler hakkındaki yanlış bilgiler hala çok yaygın. Örneğin, sosyal medya platformlarında yasaklanan "Plandemic" adlı film , maske takmanın enfeksiyonu kötüleştirebileceğini iddia etti. Uzmanlar bunun doğru olmadığını söyledi.

Efsane 8: Çocuklar yeni tip corona virüsten etkilenmez Araştırmacılar, nadir durumlarda çocukların Covid-19 ile bağlantılı görünen şiddetli ve yaşamı tehdit eden bir enflamatuar hastalık geliştirebileceğini buldular. Bununla birlikte, çocuklar Covid-19 ölümlerinin küçük bir yüzdesini oluştururken, son araştırmalar, çocukların daha zayıf bir antikor tepkisine sahip olduğunu ve bu nedenle Covid-19'a yetişkinlerden daha az şiddetli bir reaksiyon gösterdiğini ileri sürüyor. Öte yandan, çocuklar kendileri hastalanmasalar bile virüsün öğretmenler, ebeveynler ve büyükanne ve büyükbabalar gibi daha savunmasız topluluklara yayılmasına katkıda bulunabilir.

Efsane 9: Asemptomatik vakalar Covid-19’u yaymıyor Bilim insanları dünyadaki Covid-19 hastalarının yüzde 70’inin asemptomatik olduğunu ve bu kişilerin virüsü toplumda sessizce yaydığını daha önce birçok kez ortaya koydu. Sağlıklı görünen insanların, öksürüğü veya ateşi olan insanlardan daha fazla sorun oluşturabileceği mantığına aykırı görünebilir, ancak veriler açık... Amerikan Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin (CDC) Kasım ayında yayınladığı bir raporda, enfeksiyonlardaki en büyük artışın büyük ölçüde virüsü yayan ancak hastalık belirtileri göstermeyen insanlar nedeniyle görüldüğü ifade edildi.

Daha da kötüsü, insanların ne kadar süre bulaşıcı kaldığına dair tutarlı bir anlayışa sahip değiliz. Örneğin 70'li yaşlarındaki bir kadın, semptomları olmamasına rağmen 100 gün boyunca pozitif test yapmaya devam etti ve uzmanlar, o zamanın çoğunda bulaşıcı olduğunu düşünüyor. Yaygın olarak bulunabilen bir aşıya yaklaştığımızda bile, kendinizi ve sevdiklerinizi virüsten korumanın en iyi yolu sosyal mesafe uygulamak, büyük toplantılardan kaçınmak ve maske takmaktır.