İSVEÇ

Bir turistin gözünden Stockholm

İnternette liste gezmeyi seven biriyseniz daha önce mutlaka “dünyanın en yaşanılası şehirleri” listesine denk gelmişsinizdir. İsveç’in başkenti Stockholm, yeşil alanları, havası, suyu, temizliği ve güvenliğiyle dünyanın en iyi şehirleri arasında her zaman ilk sıralarda yer almaktadır. İskandinav ülkeleri arasında en fazla nüfus yoğunluğuna sahip olan ve pahalılığıyla bilinen Stockholm’de gezilecek yerleri bulabilirsiniz.

Stockholm Hakkında Stockholm, 2 milyona yakın nüfusu ile İsveç nüfusunun %20’sini oluşturmakta, aynı zamanda tüm İskandinav şehirleri arasında en fazla nüfus yoğunluğuna sahip şehirdir. Merkezinde bulunan 14 adayı 50 köprü birbirine bağladığı için Kuzeyin Venedik‘i olarak adlandırılır.

Stockholm’ün hava ve su kalitesi dünya standartlarının oldukça üzerindedir. Hava kirliliğinin önüne geçebilmek için şehir yakınlarında bulunan endüstriyel alanların tamamı şehir dışına taşınmış, toplu taşıma sistemi geliştirilerek insanların kendi araçları yerine toplu taşımaları kullanmaları sağlanmış. Bunların sonucunda hem hava kalitesini artmış, hem de gürültünün önüne geçilmiş. Son yıllarda elektrikli araçların (binek/toplu taşıma) yaygınlaştırma çalışmaları yapılmaktadır. Su kalitesi de tıpkı havada olduğu gibi Stockholm için oldukça önemlidir. Her gün 360 bin metre küp içilebilir su evlere ulaşmakta, benzer şekilde 355 bin metreküp atık su arıtılmaktadır. Tüm işlemler ve suyun kalitesi 7/24 izlenmektedir. Buradan anlayacağınız gibi evlerde/otellerde bulunan çeşmelerden akan su içilebilir ve tadı oldukça güzeldir.

Şehirde geri dönüşüm sistemi de oldukça dahiyane bir biçimde düşünülmüş. Yukarıda fotoğrafta gördüğünüz gibi evsel atık, şişe/cam ve kağıt olarak 3 gruba ayrılarak çöp konteynırlarına atılan atıklar vakumlanarak, yer altında bulunan borular aracılığıyla yakınlarda bulunan geri dönüşüm fabrikasına ulaşmakta (veya araçlarla başka bir yere taşınmakta). Buralarda ise yakılarak enerji üretilmektedir. Zaman zaman sosyal medyada gördüğünüz “İsveç’in çöpü bitti, başka ülkelerden çöp alıyor” haberleri tamamen gerçeği yansıtmaktadır. Zaten şehir Avrupa komisyonundan en “çok yeşil alana sahip” ve “en temiz şehir” ünvanlarını kazanmış. Enerji verimliliği ve çeşitliliği için çalışmalar sürekli olarak sürmekteymiş.

Tüm bunların dışında Stockholm’ün benim için farklı yönü güvenliği ve insanlarının saygısı oldu. Gece geç saatlerde havalimanından şehir merkezine geçerken yolda tek başına bisiklet süren bir kız görmüştüm. Saat gece 4 civarıydı. Onun şaşkınlığını üzerimden atamamışken, kalacağım hostele yürüdüğüm sırada küçük bir parkta fotoğrafta yer alan tavşanları gördüm. O anlarda aklıma Türkiye’de emniyet şeridinde bisiklet sürerken arabanın çarpması sonucu hayatını kaybeden bisikletçi ve İstanbul/Gülhane Parkı’nda bulunan hayvanları yerli halkın beslemesi sonucu hayvanların zarar görmesi ve Darıca’ya götürülmesi olayı gelmişti. 81 yaş ortalaması ile dünyada en uzun yaşam oranına sahip İsveç’i, bu konuda yaptığı çalışmalardan ve insana değer vermesinden dolayı ben de tebrik ediyorum. Daha önce hiçbir yazımda bir şehri bu kadar övmemiştim. Yaşanılacak şehir ne demekmiş, Stockholm bana onu gösterdi…

Tarihi Stockholm’de yaşamın MÖ 8.000’li yıllara dayanmasına rağmen yıllar içerisinde iklimde meydana gelen değişimler, burada yaşayan halkı daha güney bölgelere göç etmeye zorlamış. Binlerce yıl sonra, havanın tekrar ısınmaya başlamasından sonra insanlar tekrar kuzeye gelerek, Stockholm’e 20 km mesafede bulunan Mälaren gölü ve çevresine yerleşmişler. Burada balıkçılık, avcılık ve ticaret ile uğraşarak hayatlarını sürdürmüşler. Ancak tam manasıyla şehirleşme orta çağda başlamış. Yazılı kaynaklarda ilk defa 1322 yılında, Eric Chronicles adında bir vakanüvis* tarafından Stockholm’den bahsedilmiş (*tarihi olayları kaydeden kişi). Kendisi yazdığı günlüklerde Stockholm’ün 1252 yılında İsveçli devlet adamı Birger Jarl tarafından, ülkeyi denizden savunmak amacıyla kurduğundan bahsetmiş. 15. yüzyılda, gezilecek yerler bölümünde anlatacağım Gamla Stan bölgesinin etrafı surlarla çevrilerek, Stockholm’ün nüfusu 6000 kişiye ulaşmış ve Avrupa’nın önemli bir ticaret merkezi haline gelmiş. 1471 yılında, Danimarka Kralı I. Christian 5000 kişilik güçlü ordusu ile Stockholm’ü fethederek (Brunkeberg Savaşı) bir süre burada hüküm sürmüş. 1523 yılında, Gustav Vasa, 2 yıl süren çatışmaların ardından Stockholm’ü tekrar Danimarka’lılardan almayı başarmış. 1634 yılına gelindiğinde Stockholm, İsveç’in (İsveç Krallığı) başkenti olmuş ve şehir planlamacıları günümüz Stockholm’ünün temellerini o dönemlerde atmışlar. Mevcut Stockholm mimarisi ise 1860’larda başlamış. İsveç Parası Krona (SEK) İsveç, kendi para birimi olan İsveç Krona‘sını (ISO kodu: SEK) kullanmaktadır. 2016 yılı itibariyle 1 TL = 2.90 Koruna yapmaktadır. Görünüş olarak Euro-Dolar’dan daha ucuz gibi durabilir ancak fiyatlar oldukça pahalıdır. Yani çoğu Avrupa ülkesinde veya Türkiye’de alışkın olduğumuz gibi Krona’nın rakamları 1’den başlamamaktadır. Türkiye’de nasıl suya ortalama 1 TL, Avrupa’da 1 Euro veriyorsak, İsveç’te bu fiyat 20 Krona’ya denktir. Bu nedenle TRY/SEK oranını hesaplamak oldukça zor olacaktır. Birkaç örnek ile fiyatlardan bahsetmek gerekirse; Bira: 50-80 SEK / 17-27 TL Hostelde bir gecelik yatak: 200-350 SEK / 70-120 TL Ortalama bir otelde, çift kişilik gecelik oda: 750-1000 SEK / 260-345 TL Sandviç (Subway): 80 SEK / 30 TL Su: 20 SEK / 7 TL Sigara (Marlboro): 21 TL şeklinde. İsveç’te verginin yüksek olması ve işgücüne gereken değerin verilmesinden dolayı diğer Avrupa ülkelerine göre oldukça pahalıdır. Geliri Euro olan bir Avrupa’lı da İsveç’e gittiğinde parasını daha tutumlu harcamaktadır. Ben de yurtdışı seyahatlerimde oldukça tutumlu olmaya çalışırım ancak sürekli 100 SEK (35 TL) ona, 150 SEK (50 TL) buna derken epey para harcamıştım. Bu bölümde son olarak kredi kartından bahsedeyim. MasterCard ve Visa kredi kartları İsveç’te geçerlidir. Hatta Amerika’da olduğu gibi İsveç’liler de nakit taşımayı pek sevmezler, onun yerine kredi kartı ile ödeme yaparlar. Belki daha önce denk gelmemiş olabilirsiniz ancak kredi kartı ile ödeme yapacağınız zaman kartınızı görevliye vermezsiniz. Bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi kendi kredi kartınızı kendiniz pos makinasına takarsınız, görevli başka bir makinadan tutarı girer, siz pos makinasından şifrenizi girerek kartınızı alırsınız. Bu kadar. Yani Türkiye’de sadece şifre girdiğiniz aletlere kredi kartı taktığınızı düşünün.

Havalimanından Şehir Merkezine Ulaşım (Arlanda) Arlanda Havalimanı Stockholm şehir merkezine 40 km mesafede yer almaktadır. Merkeze ulaşmak için otobüs, tren ve taksi seçenekleri mevcuttur. Benim önerim fiyat/kalite olarak Flygbussarna, yani Havaş misali otobüslerle merkeze ulaşmanız yönünde olacaktır. Havalimanının hemen çıkışından her yarım saatte bir kalkan otobüsler için biletleri internetten veya otobüslerin kalktığı yerde bulunan bilet makinalarından kredi kartı ile almak mümkün. Eğer makinalardan alırsanız fiyatı tek yön 119 SEK (41 TL), internet sitesinden alırsanız yetişkin tek yön 99 SEK (34 TL), genç 89 SEK (30 TL) şeklindedir. Bkz: https://www.flygbussarna.se/en Otobüslerin birden fazla durakta durduğunu ve içerisinde bulunan ekranlardan durakları ve tahmini varış süresini görebileceğinizi belirteyim.

Flygbussarna otobüslerinin son durağı ve Stockholm şehir merkezi “Cityterminalen“, yani tren istasyonu ve çevresidir. Buradan büyük ihtimalle konaklayacağınız yere yürüyerek ulaşacaksınız ancak öncesinde havalimanında yer alan tourist informationa konaklayacağınız otelin adını söylerseniz size ineceğiniz durağı söyleyecektir. Küçük bir not: Eğer şehir merkezinden havalimanına gidecekseniz uçağınızın kalkacağı terminali öğrenmenizde yarar var. Çünkü havalimanında toplam 5 terminal bulunuyor ve birincide iner ve uçağınız benimki gibi 5.den kalkarsa 20 dakika yürümek zorunda kalırsınız.

Şehiriçi Ulaşım Stockholm’de şehiriçi ulaşım otobüs, metro, banliyö treni, tramvay ve vapurlarla sağlanmaktadır. Ancak turist olarak Stockholm’e gidecekseniz her yer yürüme mesafesinde olacağı için herhangi bir toplu taşıma kullanmanıza gerek olmayacaktır. Tabi Stockholm metrosunu görmek istemezseniz… Stockholm metrosu dünyanın en büyük sanat sergisi olarak kabul edilmektedir. Sebebi 110 kilometrelik metro hattında yer alan durakların neredeyse tamamının (90/100) farklı bir biçimde dekore edilmiş olmasıdır. 1950’lerde, 150 artist tarafından her bir durak birbirinden farklı olacak şekilde heykel, boyama, mozaik, kabartma vb. şekilde dekore edilmiş. Bu nedenle sadece merak edip 1-2 metro durağına bakabilirsiniz.

Gezilecek Yerler Stockholm’de gezilebilecek 70’den fazla müze, çok sayıda kilise, kraliyet sarayları ve sanat galerileri bulunuyor. Ancak burayı Roma, Paris, Barcelona veya İstanbul gibi dünyaca ünlü gezilecek noktaları bulunan şehirlerle kıyaslamamak gerekiyor. “Şurayı mutlaka görün” diyebileceğim birkaç noktanın dışında herkese hitap edecek yeri yok. Buranın en büyük farkı estetik açıdan muhteşem gözüken şehir mimarisi. Normalde fotoğraf makinamı yürürken her zaman çantada taşırım ancak şehir mimarisi o kadar güzel ki, fotoğraf çekmekten bir türlü makinamı çantaya koyamamıştım. Size tavsiyem makinanızı alın, sadece şehirde yürüyün…

Gamla Stan (Old Town) “Köprülerin arasındaki şehir” anlamına gelen Gamla Stan, Stockholm’ün 1252 yılında ilk kurulduğu ve günümüze kadar önemini hiçbir zaman yitirmemiş bölgesidir. Turistik aktivitelerin çoğunu içinde barındıran bölgede aynı zamanda çok sayıda restoran, cafe, bar ve hediyelik eşya dükkanı yer almaktadır.

Büyük Meydan (Stortorget), Gamla Stan bölgesinde yer alan en eski meydandır. Bir dönem Stockholm’ün politik ve ticari merkezi olan meydan, günümüzde turistlerin en çok fotoğraf çektiği yerlerden biridir.

Meydanın etrafını 17 ve 18. yüzyıllardan kalma binalar çevrelemektedir. Bunlardan en ilgi çekici olanı İsveç Kralı Charles X Gustav’ın sekreteri Johan Eberhard Schantz‘ın yaptırdığı sarı-kırmızı binadır.

Meydanın ortasında yer alan çeşme ise 1778 yılında bugün Nobel Müzesi olarak kullanılan eski Borsa Binası ile aynı dönemde yapılmıştır. Çeşme Stockholm’ün merkezi olarak kabul edilmekte ve mesafeler burayı baz alarak ölçülmektedir.

Nobel Museum Nobel Müzesi, dünyanın en prestijli ödülü olan Nobel Ödüllerini alan kişiler ve kurucusu olan Alfred Nobel‘in buluşlarını konu alan bir müzedir. Bu ödüller 1901 yılından itibaren verilmeye başlanmış, tam 100 yıl sonra, 2001 yılında Stockholm Büyük Meydan’ında bulunan eski Borsa Binası’na Nobel Müzesi açılmış.

Alfred Nobel Alfred Bernard Nobel, 1833 Stockholm doğumlu kimyager, mühendis, mucit, iş adamı ve hayırseverdir. Varlıklı bir ailede dünyaya geldiği için iyi bir eğitim almış, 17 yaşında 5 dili akıcı bir biçimde konuşabilecek seviyeye gelmiş. Özel eğitmenler sayesinde öğrendiklerini kendi teknik deha ve becerisi ile birleştirerek hayatı boyunca başta dinamit olmak üzere pek çok yeni buluşa imza atmış. Yaptığı buluşlar sayesinde milyoner olarak ölmüş ve vasiyetinde Nobel Vakfı’nın kurularak; fizik, kimya, edebiyat, tıp, barış (ve sonradan ekonomi) alanlarında her yıl dünyanın en başarılı kişisine ödül verilmesini istemiş. 1901 yılında ödüller dağıtılmaya başlanmış; 2006 yılında Orhan Pamuk edebiyat alanında, 2015 yılında Aziz Sancar kimya dalında ödül kazanmışlardır. Nobel Müzesi’nde tüm mucitlerin hayatı ve buluşları ile ilgili dijital ekranlarda bilgiler yer almaktadır. Küçük bir bölümde icatların bazılarının birer kopyaları sergilenmektedir.

Kraliyet Sarayı, İsveç Kraliyet Ailesi’nin resmi ikametgahı ve günlük işlerini yürüttükleri yerdir.

İsveç Kraliyet Ailesi

Mimar Nicodemus Tessin tarafından, Barok tarzda, 1697 yılında yapılan saray günümüze kadar pek çok kez restore edilerek genişletilmiş. Bu haliyle hem Gamla Stan bölgesinin en büyük yapısı, hem de 600 odası ile Avrupa’nın en büyük kraliyet sarayı olma özelliğindedir.

Saray içerisinde gezilebilecek Hazine bölümü, Tre Kronor müzesi (1697 yılında yanan saraydan geriye kalanların sergilendiği bölüm), Kral III. Gustav’a ait heykel koleksiyonu (Avrupa’nın en eski müzesi deniliyor), Bernadotte (Kraliyet) Kütüphanesi ve bir adet Şapel bulunuyor. Eğer İsveç tarihi ve krallarına ilginiz varsa sarayı ziyaret edebilirsiniz. Tabi büyüklüğünü göz önüne alırsak tur eşliğinde ve zamanı olanların katılmasının uygun olacağını düşünüyorum. Benim ilgimi çekmediği için ziyaret etmedim. Ayrıca sarayın avlusunda her öğlen 12’de yapılan asker değişim nöbeti var. Bu bazen uzun, bazen kısa oluyor.

The Great Church (Storkyrkan) Büyük Kilise veya gerçek adıyla St. Nicholas Kilisesi; Stockholm’de yer alan kiliseler arasında en eskisi olup, şehrin kurucusu Birger Jarl tarafından 1270 yılında yaptırılmış. Büyük kulesi ve kuzey gotik mimarisi ile oldukça ilgi çekici olan kilise, tarihinde pek çok kez restore edilmiş ancak hiçbir zaman önemini yitirmemiş. Geçmişten bugüne İsveç krallarının taç giyme törenleri, kraliyet düğünleri ve ölüm seremonilerinin yapıldığı kilisede, son olarak 2010 yılında Prens Daniel’ın Prenses Victoria’ya evlenme teklifi etmiş ve bu, İsveç televizyonlarında canlı olarak yayınlanmış. Merak edenler için düğün törenlerine ilişkin bir video bu adreste yer almaktadır. Ziyaret edecekler içeride yer alan St. George’un ejderhayı öldürdüğü heykeli mutlaka görmelidirler. Bu heykel şehrin tarihinde bahsettiğim Danimarka işgalinin ardından yapılmış ve sergilenmesi için bir nevi Büyük Kilise’nin yapımına vesile olmuş.

City Hall Belediye Binası, Stockholm’ün sembolü ve İsveç’in romantik mimaride yapılan en önemli eseridir. Mimar Ragnar Östberg tarafından tasarlanan binanın yapımına 1911 yılında başlanmış, 23 Haziran 1923 yılında tamamlanarak hizmete açılmış. Açılış tarihi İsveç’in en önemli kralı olan Gustav Vasa’nın Stockholm’e gelişinin 400. yılına denk getirilmiş. Mimari olarak oldukça ilgi çekici duran binanın yapımında 8 milyon tuğla kullanılmış (koyu kırmızı görüntüsünü bu tuğlalar sağlamaktadır). 106 metre yükseklikte yapılan kulesinin üstüne İsveç’in sembolü olan 3 taç bulunmaktadır. Dışarıdan bakınca sıradan bir binaymış gibi duran Belediye Binası’nın asıl olayı iç mimarisinde gizli. Her yıl Nobel ödülerini almaya hak kazananların yemek yediği Blue Hall, Bizans stili mozaiklerle kaplı (büyük bölümü altın olan) Golden Hall, Konsey toplantılarının yapıldığı salon ve prenses salonu gibi pek çok önemli bölüm farklı mimarlar tarafından kendi perspektiflerinde tasarlanmışlar.

Belediye binası her ne kadar ziyarete açık olsa bile bireysel gezmek mümkün değil. Her gün belirli saatlerde yapılan turlara katılarak, İngilizce rehber eşliğinde 100 SEK (35 TL) ödenerek gezilebilir. Eğer Stockholm’de 2 günden fazla kalırsanız atlamamanız gereken bir yer olduğunu düşünüyorum.

Fotografiska Fotografiska müzesi, dünyanın en iyi fotoğrafçılarının çektiği fotoğrafların sergilendiği ve bu alanda dünyanın en iyisi olan bir müzedir. Her dönem farklı sergilerin yapıldığı müzede benim ziyaretim sırasında Suriye’de iç savaşı anlatan bir sergi ve fotoğraf makinası gitarından güçlü olan kişi olarak tanınan Bryan Adams’ın sergisi vardı. Aksilik bu olacak ki yeni aldığım aksiyon kamerası düşük ışıkta epey kötü bir performans sergiledi. İlk defa burada denemiştim. Baktım olmayacak videoyu düzenlemek zorunda kaldım ve ortaya böyle bir şey çıktı. Fotografiska müzesi, Stockholm’de gezilecek en güzel müzelerden birisi.

The Vasa Museum Vasa Müzesi, 1628 yılında yapılan ve 1 deniz mili bile yol alamadan batan dünyaca ünlü Vasa Savaş Gemisi‘nin sergilendiği müzedir.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde yüzlerce müze gezmiş biri olarak ilk gördüğüm anda beni hayrete düşüren ve “oha!” dememe sebep olan Vasa Gemisi, 333 yıl denizin altında sessiz bir şekilde yattıktan sonra 1961 yılında neredeyse tamamı korunmuş vaziyette kurtarılmış.

%95’i orijinal olan, heykellerle süslenmiş ve devasa boyuta sahip olan geminin hikayesi şu şekilde… İsveç Krallığı’nın yavaş yavaş güçlenmeye başlaması sonucunda bir nevi “dosta güven, düşmana korku” verebilmek için büyük bir gemi ihtiyacı doğmuş. O dönemde İsveç kralı olan II. Gustaf Adolf, deniz savaşlarında üstünlük kurabilmek için dünyanın en büyük gemisi olacak Vasa’nın yapılmasını emrini vermiş.

Savaş sırasında gemi batırma şeklinin “çarpma” yerine artık uzaktan ateş gücü ile yapılmaya başladığı dönemde Vasa; 64 ateşleyici top, 145 denizci ve 300 asker taşıyabilecek şekilde yapılmış. Ancak geminin testlerinin sürdüğü sırada kraldan gelen “Vasa neden hala suya indirilmedi” mektubu ile alelacele suya indirilmek zorunda kalınmış.

10 Ağustos 1628 tarihinde düzenlenen büyük bir törenle gemi limanda 3 yelkenini açarak yola çıkmış. Ancak esen rüzgarla birlikte hafif yan yatmış ve su almaya başlamış. Çok geçmeden 120 metre açıkta, 32 metre derinlikte batmış. Kıyıya yakın olduğu için mürettebatın çoğu kurtarılmış, 50 kişi ise kurtarılamayarak orada bırakılmış. Birkaç gün sonra bu konuyla ilgili ciddi bir soruşturma açılmış ancak kusuru olan asıl kişi veya kişiler belirlenememiş. Yine aynı dönemde gemi suyun altından kurtarılmaya çalışılmış ancak batık geminin daha çok yan yatarak çamura saplanmasına sebebiyet verilmiş. 1664 yılında gemide yer alan toplar ve savaş techizatının çoğu dalgıçlar aracılığıyla kurtarıldığı ve dönemin teknolojisinde gemiyi kurtarmanın bir yolu olmadığı için suyun altında öylece kalakalmış.

1950’lerin başında Vasa’nın yeri amatör bir arkeolog tarafından keşfedilmiş. Batığı çıkarmak için özel hazırlıklar yapılarak kurtarma çalışması 1959 yılında başlamış.

Gemi önce 18 ayrı vinçle 32 metre derinlikten 16 metre derinliğe çekilmiş, gerekli onarım suyun altında yaklaşık 1 buçuk yıl devam etmiş.

Ardından tamamı su yüzüne çıkarılarak, hemen tersaneye çekilmiş ve koruma altına alınmış. Meşe ağacından yapıldığı için çürümeyi engellemek amacıyla yüzeyine 17 yıl boyunca polietilen glikol uygulanmış, devam eden süreçte 9 yıl boyunca “yavaş kurutma” işlemi yapılmış. Önce geçici bir müzeye, 1990 yılında ise özel olarak hazırlanmış Vasa Müzesi’ne taşınarak ziyarete açılmış.

Vasa’nın hikayesi kısaca bu şekilde. Geminin suyun altında 333 yıl boyunca bozulmadan kalması tam bir mucize (elbette bilimsel bir açıklaması var, o bölgede suyun altında herhangi bir mikroorganizmanın yaşamaması). Benim çok beğendiğim ve Stockholm’ün en iyi müzesi olan Vasa Müzesi’ne giriş fiyatı 130 SEK (45 TL).

Nordiska Museet İskandinav (Nordic) Müzesi Vasa Müzesi ile aynı ada üzerinde bulunan İskandinav Müzesi, şato görünümüyle dışarıdan bakıldığı zaman oldukça ilgi çekici durmaktadır. Müzede 16. yüzyıldan günümüze İskandinav yarımadasına ait yarım milyon kıyafetler, tekstil ürünleri, ev eşyaları, takılar, fotoğraflar ve sanatsal resimler sergilenmektedir.

City Library Şehir Kütüphanesi Stockholm Şehir Kütüphanesi, tıpkı Belediye Binası’nda olduğu gibi koyu kırmızı görünümlü ve sıradan bir bina gibi dursa da, aslında dünyanın en ilgi çekici kütüphanelerinden birisidir. Çizimi İsveç’in en ünlü mimarlarından biri olan Gunnar Asplund tarafından yapılan ve 1928 yılında açılan kütüphanede 2 milyondan fazla kitap bulunuyor.

Globen, yarım küre şeklinde görünümü ile oldukça ilgi çekici bir yapı. Ülkenin favori sporunun Buz Hokeyi olmasından dolayı binaya ayrı bir önem verilerek yapılmış. Başta buz hokeyi maçlarına ev sahipliği yapan arenada aynı zamanda çeşitli etkinliklerde düzenlenmekte. Son olarak Eurovision (2016) yapılmış, ayrıca hemen hemen her yıl dünyaca ünlü birisi burada konser veriyor. Daha önce Spice Girls, Rihanna, Eminem, Madonna, Britney Spears, Justin Bieber, Miley Cyrus, Lady Gaga, Katy Perry, Nicki Minaj gibi pek çok şarkıcı konser vermiş. Ziyaret etmeden önce internet sitesinden etkinliklere bir göz atmanızda fayda var diye düşünüyorum.

Aktiviteler Bir bisiklet kiralama dükkanı Stockholm’de yapılabilecek çok sayıda aktivite bulunuyor. Bunlar arasında genç yaşlı herkesin yapabileceği en güzel aktivite şehri başta sona bisiklet ile dolaşmak olacaktır. Birbiriyle bağlantılı bisiklet yolları aracılığıyla çok sayıda bisiklet sürücüsünün olduğu şehirde günlük bisiklet kiraları ortalama 250 SEK

Tekne Turu Şehir merkezinde 14 adanın 50 köprü ile birbirine bağlandığı Stockholm’ün olmazsa olmazlardan biri de tabiki tekne turlarıdır. “Under the Bridge (köprülerin altında)” olarak geçen turlar toplam 15 köprünün altından geçerek Stockholm’ü su üzerinden keşfetmenizi sağlıyor. Mälaren gölü üzerinden Baltık Denizine ulaşan turlar 2 saat 15 dakika sürmekte olup, 10-17 arası her saat başı düzenlenmektedir.

Ama özel bir şeyler arıyorsanız 8 kişiye kadar olan piknik teknelerinden kiralayabilirsiniz.

Stockholm güzel bir şehir olmasına rağmen kültürel anlamda pek çok kişiyi doyuracak atraksiyonu yok. Yani bu konuda “genele” hitap etmiyor. Tabi işin ilginç yanı Stockholm’e gidip beğenmeyen birisi olacağını düşünmüyorum. Ben 2 gün kaldım, üstelik yurtdışına 1 yıl çıkmamışken uzun zaman sonra gittim ve oldukça beğendim. Şehrin pahalı olduğunu hatırlatarak, seyahat edeceklere şimdiden keyifli seyahatler diliyorum.

Kaynak: Şahin Doğan