Ultra Ortodoks Yahudiler, hahamların fetvası ile Covid-19 aşısı olmaya başladı

banner54

Kudüs'te Ultra Ortodoks Yahudilerin yaşadığı Har Nof semtindeki sinagogun duvarında asılı, bir posterde "Covid-19'dan ölen dört çocuk annesi hamile Osnat Ben Sheetrit'in adı ve ruhu için aşı olun" yazıyor.

Ultra Ortodoks Yahudiler, hahamların fetvası ile Covid-19 aşısı olmaya başladı

Bu mesaj, koronavirüsten en fazla etkilenen ve çoğu seküler İsrailli tarafından, karantina kurallarını görmezden gelerek salgının uzanmasına sebep olmakla suçlanan İsrail’deki 1,2 milyon Ortodoks Yahudiye yönelik sağlık bakanlığının yürüttüğü aşı kampanyanın bir parçası.

İsrail'de Haredim olarak bilinen aşırı dindar toplum içindeki enfeksiyon oranı, salgının patlak verdiği günden bu yana ilk kez ulusal ortalamanın altına düştü.

Hahamların fetvası ile aşılanma oranı aniden yükseldi

Şiddetli hastalık vakaları azaldı ve aşılanma oranı da yüzde 72'ye yükseldi.

Ancak bu rakam, ülke genelinde yüzde 86 seviyesindeki ulusal oranın hala altında.

Aşı olmayı kabul edenlerin oranındaki ani artış, kimilerine göre kendi toplumlarında devletten çok daha fazla etki ve yetkiye sahip önde gelen hahamlarının aşıyı onaylama kararının ardından geldi.

İsrail'in en büyük sağlık hizmeti sağlayıcısı Clalit şirketinden yetkili Ran Balicer, hahamlarla ve halkla oturup sohbet ettiğini dile getiriyor.

Ran Balicer, "Sonuç olarak; hahamlar aşının güvenli ve etkili olduğu ve alınması gerektiğine dair hüküm (fetva) beyan ettiler." diyor.

Fetva kararı, virüsün fena halde etkilediği Haredim topluluğu için bir dönüm noktası oldu.

Zira verilere göre, şubat ayında 60 yaş üzerindeki her 100 ultra Ortodoks Yahudiden biri, Covid-19'dan dolayı hayatını kaybetti.

İsrail merkezli Weizmann Bilim Enstitüsü'nden veri bilimi uzmanı Eran Segal'e göre, İsrail’in 9,3 milyon nüfusunun yaklaşık yüzde 12'sini oluşturan Haredim toplumu, teyit edilen toplam 800 bin koronavirüs vakasının yüzde 28'ini oluşturuyor.

Tepkiler devam ediyor

Kötü gidişat düzelme sürecine girmiş durumda.

Sağlık Bakanlığı, Harediler arasındaki yeni vakaların, ülke nüfusuna orantılı bir şekilde seyrettiğini belirtiyor. Hatta nispi olarak daha az.

Bununla birlikte Reuters'ın haberine göre, dünyada halkını en hızlı şekilde aşılayarak liderliğe yükselten uygulama, İsrail'i salgının pençesinden kurtarmaya başlasa bile, ultra Ortodoks topluma yönelik sosyal ve siyasi öfke hemen dinmeyecek.

Sağlık Bakanlığı ultra Ortodoks görev gücü başkanı Roni Numa, "Bir Haredi otobüse bindiğinde herkes ona cüzamlı gibi bakıyor. Bu nedenle bu insanlar kendilerini zulme uğramış gibi hissediyorlar, onlara karşı empati eksikliği var." sözleriyle halkın tepkisinin hala çok sert olduğuna işaret ediyor.

Son iki yılda dördüncü kez genel seçime gidecek olan İsrail'de halk 23 Mart'ta sandık başında olacak.

Ultra Ortodoks partiler ise Başbakan Binyamin Netanyahu'nun sağ koalisyonunun dayanak noktası.

Netanyahu, rekor hızdaki aşılama nedeniyle gerek yurtiçi gerekse yurtdışından alkış topluyor ama uzun süreli karantina nedeniyle ülke ekonomisi felce uğramış durumda.

Halkın büyük kısmı vaka sayılarından ve yaşananlardan ötürü Haredi toplumunu suçluyor.

Hatta bazı hahamların yasaları ciddiye almayarak öğrencilere okula gitmeleri talimatı vermesi, toplumun diğer kesimlerini de hayli öfkelendiriyor.

İsrail kamu yayıncısı Kan TV'nin din işleri analisti Yair Ettinger, "İsrail'de her alanında tecrit ihlalleri görebiliyordunuz ama Haredi topluluğunda yaşanan ihlaller... İşte bu liderlikten geliyor." diyor.

İlaveten Başbakan Netanyahu da Haredilerin karantina ihlallerini görmezden gelmekle suçlanıyordu.

Haberlerde caddeleri tıka basa dolduran binlerce Haredinin katıldığı toplu cenaze törenleri ya da büyük düğün ve bayram kutlamalarına ait görüntüler yer aldı.

Video ve fotoğraflar sosyal medya platformlarında yayıldıkça halkın öfkesi de o oranda arttı.

Sağlık Bakanlığı ultra Ortodoks görev gücü başkanı Roni Numa, ultra Ortodoks Yahudilerin tecrit altında olduğunu dile getiriyor.

Haredim liderler de, topluluklarının haksız bir şekilde mercek altına alındığını söylüyor.

Uzmanlara göre bu toplumun salgından etkilenmesini belirleyen tek faktör uyum ya da uyumsuzluk sorunu olmadı.

Kalabalık ailelere sahip, yoğun nüfuslu mahallelerde ve kasabalarda yaşayan ve birbirine sıkı sıkıya bağlı topluluk içinde hızla yayıldı.

Laik kültürden uzak duran birçok ultra Ortodoks, diğer İsraillilerin televizyon, gazete ve internet yoluyla elde ettiği salgın hakkında bilgiyi almakta oldukça geç kaldı.

Buna ek olarak, küçük evlerde ortalama 7 çocukla yaşayan ultra Ortodoks aileler için tecrit, bir anlamda daha zor mücadeleydi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner6