Koronavirüs salgını: DSÖ'nün 'küresel acil durum' ilan etmesi ne anlama geliyor?

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Çin'de ortaya çıkan yeni tip koronavirüs salgınıyla ilgili "uluslararası kamu sağlığı acil durumu" ilan etti. DSÖ, bu kararın ardındaki ana sebebin salgına ilişkin başka ülkelerdeki zayıf sağlık durumu olduğunu açıkladı.

Koronavirüs salgını: DSÖ'nün 'küresel acil durum' ilan etmesi ne anlama geliyor?

DSÖ Acil Durum Komitesi, koronavirüsün tüm dünyada paniğe yol açan hızla yayılması üzerine İsviçre'nin Cenevre kentinde toplandı.

Örgütün merkezinde TSİ 15.30'da başlayan toplantıda, "Koronavirüs salgınının küresel bir sağlık tehdidi" olup olmadığı konusu, 23 Ocak'taki toplantının ardından yeniden ele alındı.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 15 üyeden oluşan Komite toplantısının ardından yaptığı açıklamada, koronavirüs salgınına yönelik "Uluslararası Kamu Sağlığı Acil Durumu (PHEIC)" ilan ettiklerini bildirdi.

Acil durum ilanı ne anlama geliyor?

Acil durum ilanı, DSÖ'ye hükümetlerin ve kuruluşların virüsle mücadelesine katkı sağlamak için çeşitli imkanlar sağlıyor. Bu sayede DSÖ, hükümetlere ve kuruluşlara gönderdiği mesajlarla ve uyarılarla onları bu ciddi risk karşısında daha iyi yönlendirme ve bilgilendirme imkanına sahip oluyor.

DSÖ, yine bu sayede hükümetler ve kuruluşlar arasında iş birliği ve koordinasyonu artırabiliyor. Gerekli mali fonların, personelin ve kaynakların seferber edilmesi bu sayede daha kolaylaşıyor.

DSÖ’nün, acil durum ilanı sayesinde virüsün etkili olduğu yerlerde yaşayanların hijyenle ilgili bağlayıcı tavsiyelere kesinlikle uymaları hedefleniyor.

Acil durum halinin ilanı, DSÖ’ye virüsün etkili olduğu ülke, şehir ve bölgelere yapılacak yolculuklar konusunda tavsiyelerde bulunma ve ilgili ülkelerde alınan sağlık önlemlerinin denetlenmesi imkanını veriyor.

DSÖ karar ve uyarıları hukuken bağlayıcı olmasa bile, virüsle boğuşan ülkelere uluslararası baskı yapılabilmesi için ciddi araçlar sağlıyor.

Küresel acil durum ilan edilmesinin nedeni ne?

Küresel acil durum ilan edilmesinin nedeninin Çin'in salgına karşı verdiği mücadeleden kaynaklanmadığının altını çizen Ghebreyesus, kararın ardındaki ana sebebin salgına ilişkin başka ülkelerdeki zayıf sağlık durumu olduğunu söyledi.

Karar için, "Temel sebep Çin'de olup bitenler değil, diğer ülkelerde olanlar" ifadesini kullanan Ghebreyesus, karara rağmen Çin ile ticari faaliyetleri ve ülkeye yapılan seyahatleri kısıtlamaya yönelik önlemler için hiçbir gerekçe olmadığını savundu.

Ghebreyesus, acil durum ilanının Çin'e yönelik bir güvensizlik oyu olmadığına vurgu yaparak, ülkenin virüsle mücadelesinin beklentilerinin de üzerinde olduğunu dile getirdi.

DSÖ Acil Durum Komitesi 23 Ocak'ta toplanmış, toplantının ardından koronavirüs ile ilgili "uluslararası kamu sağlığı acil durumu" ilan etmek için erken olduğu bildirilmişti.

Koronavirüs nasıl ortaya çıktı?

Virüs, ilk olarak Çin'in Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde 12 Aralık 2019'da tespit edilmişti.

Virüs, Çin ana karası dışında Hong Kong ve Makao özel idari bölgeleri ile Tayvan'da görülürken, bölge ülkeleri Tayland, Güney Kore, Japonya, Singapur, Vietnam, Malezya, Kamboçya, Sri Lanka, Hindistan ve Nepal, ülkelerinde virüsü taşıyan kişilerin olduğunu doğrulamıştı.

Ortaya çıktığı yerden dolayı "Vuhan virüsü" diye de adlandırılan yeni tip koronavirüs, çoğunlukla Çin'den bu ülkelere giden kişiler yoluyla Fransa, Kanada, ABD, Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri, Finlandiya ve Almanya'ya da sıçramıştı.

Salgın nedeniyle başta British Airways, Lufthansa Group, Air Canada ve İsrail hava yolları El Al olmak üzere çok sayıda hava yolu şirketi Çin'e yapılacak uçuşları askıya almıştı.

Çin'de, yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle can kaybı 170'e, virüs bulaşan kişi sayısı 7 bin 711'e yükseldi.

Kaynak: Euronews

Güncelleme Tarihi: 31 Ocak 2020, 00:28
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER